Adım İlayda 13 Ağustos 1997 yılında Kadıköy’de doğdum.İlköğretim 4.sınıf öğrencisiyim. Bu siteyi yapmamdaki amaç kendimi bilgisayar konusunda geliştirmem.
Büyükada…
İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Adalar’da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi bulunmaktadır. Seyahatnamelerden ve tarihi olaylardan anlaşıldığı kadarıyla Büyükada, Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de hep meskun kalmıştır. 19. Yüzyılın ilk yarısında 3 bin kadar olduğu tahmin edilen Büyükada’nın nüfusu, Adalar’a vapur işlemeye başladıktan sonra artmış, 20. Yüzyıl başlarında 5 bini aşmıştır. Ada’nın nüfusu bugün 8 bin civarındadır. Ancak ada, yazları günübirlik ziyaretler ve yazlığa gelenler nedeniyle kalabalık olmaktadır.19. yüzyıl ortalarında Büyükada’yı anlatan yabancılar akşamüstleri iskele çevresindeki şıklığı, zerafeti, sahildeki gezintileri ballandıra ballandıra anlatırlar. 20. Yüzyılın ilk çeyreği boyunca Rumların ağırlık taşıdığı ada halkı ve yazlıkçı gayrimüslimlere ek olarak Osmanlı aydın ve yazarlarının da önemli bir bölümü Büyükada’nın güzelliklerini ve toplumsal atmosferini paylaşmışlardır.1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada’daki canlılık 1930’lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır.Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu’nun iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp Ada’nın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı’ndan başlayıp Dil’den, Aşıklar Kır Gazinosu’ndan Lunapark’a oradan da Maden’e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilise ve manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları bugüne kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.İsa Tepesi’nde ise Hristos Kilise ve manastırı bulunmaktadır. Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios Kilisesi de Ada’nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.Büyükada’da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’dir. Mimari açıdan batı etkisinde inşa edilmiş bulunan bu cami, Ada Camii sokağında bulunmaktadır. Büyükada’ya, günümüzde Sirkeci, Kabataş ve Bostancı’dan kalkan Ada Vapurları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin deniz otobüsleri ile ulaşmak mümkündür. Adada otomobil yasağı vardır. Bu da, Ada’nın gürültüden uzak, havası temiz bir mevki olarak kalmasını sağlamaktadır.
Prens Adalar…
Batılıların ‘Prens Adaları’diye bildikleri Adalar,İstanbul’un şarkılara,şiirlere konu o olmuş en güzel mevkilerinden biridir.İstanbul’dan,özellikle de Çamlıca’dan pek güzel görünürler.İstanbul’un ve Türkiye’nin tarihinde önemli yerleri,acı tatlı hatıraları olan bu Adalar,iç ve dış turizm için açısından da önem taşırlar.Adalar’dan İstanbul’un seyri de alışılmışın dışında, farklı bir güzelliktir.Bu Adalar,İstanbul’un Anadolu yakası açıklarında,9 ada ile iki kayalıktan oluşurlar.Marmara Denizi’nin Güneydoğusuna isabet eden bölgede bulunan bu adalar ;Büyükada,Heybeliada,Burgazadası,
Kınalıada,Sedef adası,Yassıada,Kaşıkadası,Sivriada ve Tavşan adasıdır.
İstanbul Adalarının tarihine ait Bizans öncesinden pek az bilgi vardır.Bunlar Thimkus Artemiones gibi antik çağ yazarlarının eserlerinde bulunur.Batı kaynaklarında Adalar,sayısız trajedilerin yaşandığı yerlerdir.Bizans tarihçileri bu manastırlardan ancak 8.yy dan itibaren söz etmeye başlarlar.Latinler İstanbul’a geldikleri zaman ( 1204 ),Venedik dükü Dandola,Latinleri Adaları yağma etmeye kışkırttı.Ancak,Latinler Adalar’a saldırmadılar.Adalar,1302’de Eğriboz ve Girit korsanlarının saldırısına uğradı.Türkler’in Adalara gelişleri,Bizans İmparatoru Manuel Paleologos dönemine rastlar.1412’de Musa Çelebi ile İmparator Manuel arasında Yassıada yakınlarında yapılan deniz savaşı,Adaları etkiledi.İstanbul’un fethinden sonra yaklaşık birbuşuk ay önce,Fatih Sultan Mehmet’in kenti kuşatması sırasında 17 Nisan 1453’de Baltaoğlu Süleyman bey,Adaları ele geçirdi.Adalar,Osmanlı İmparatorluğu döneminde 19.yüzyıl ortalarına kadar kendi haline terk edilmiş,1839 Tanzimat fermanı ile yabancılara mülk edinme olanağı tanıyan yasal düzenleme sonunda hızla gelişme sürecine girmiştir.İlk kez Fransızlar Adaları sayfiye yeri olarak seçmişler.Türklerin yerleşmesi daha sonra gerçekleşmiştir.Adalar’ın giderek önem kazanmasına neden olan bir diğer gelişme,Adalar’la İstanbul ve Kadıköy arasında 1846’dan itibaren düzenli vapur seferlerinin başlatılması olmuştur.İstanbul’un zenginleri,azınlıklar ve yabancı uyruklular bu gelişme sürecinde Adaları bir sayfiye yeri haline getirmişlerdir.Bu gelişme sonunda İstanbul’da kurulan ilk üç belediye dairseinden biri,Yedinci daire diye anılan Adalar Belediyesi olmuştur. ( 1861 ) Heybeliada’da bugün mevcut olan Özel Rum erkek lisesi ; 1913 yılında çıkarılan ‘Tedrisatı iptidaiye ‘ kanununda,özel okulların durumu ile ilgilidir.1915’te yayımlanan Mekatibi Hususiye Talimatnamesiyle özel okulların statüsü açıklığa kavuşturuldu.24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşmasının 40. ve 41.maddelerinde azınlıklara kültür ve eğitim hakları ile yabancı ve özel okullar çalışmalarını sürdürmektedirler.
1906 yılında kurulmuş olan İngiliz “ Prinkipo Yacht Clup “,Cumhuriyetten sonra “ Büyükada Yat Kulübü TAŞ.”ne geçmiştir.1937 yılında ise “Anadolu Kulübü “ ne devredilerek Atatürk’ün direktifi üzerine 1926’da kurulan ve önce Ankara’da faaliyete başlayan Anadolu Kulübü’nün şebesi olarak faaliyete başlamıştır.Adaları,İstanbul’un diğer ilçelerinden ayıran temel özelliği,bunların tümü ile kara bağlantısı olmaması,yazlık bir
Sayfiye yerleşimi oluşudur.Zengin doğal güzelliğiyle Marmaranın
İncisi ve İstanbul’un doğal akciğerleri olan Adalar’ın, İstanbul’un bir
Sayfiye,dinlence ve eğlence yeri oluşu,20. yy’ın başından sonradır.
Prens Adaları ile de bilinen İstanbul Adaları Marmara denizinde,şehre bir saat kadar yakınlıkta 9 adadır.Haliç girişi ve Kabataş iskelelerinden kaldan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar.Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar saray mensuplarına yazlık ve sürgün yeri olmuş ; Heybeli’deki bakır madenleri de kullanılmıştır.Yine bu adada Bizansın son yapısı,Meryem’e ithaf edilmiş küçük kilise,Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.
19.yy başlarında servis giren buharlı vapurlar ile Adalara ulaşım kolaylaşmış,okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştı.Büyükçe olan,yan yana sıralı dört ada yazlık evler,villalar,çamlık korularla kaplı olup plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler.Mayıs ayından Eylül sonuna kadar kalabalıklaşan adalar diğer zamanlarda tenhadır.Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelrde,şehre bakan yönde geliştiği,tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır.Mevsim boyu,bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların,yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır.
Şehirden gelen deniz vasıtalarından ilk görülen konik siluetli Hayırsız ada ve ikinci Yassı Ada’dır.İlk durak Kınalı Ada,etrafı açık plaj olup arkasındaki koy ile meşhurdur.Burada yük arabaları dışında faytonlar çalışmazlar.Sahildeki modern küçük cami,eski güzel konakları dikkat çeken yerlerdir.Kınalıadadan sonra kayalık sahilleri ile Burgaz adası yer alır.Her adada bulunan Yelken ve Su Sporları kulüplerinin ilki ve meşhuru buradadır.Roman yazarı Sait Faik Abasıyanık adada yaşarken kaldığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı,gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli bir kafe olmuştur.Heybeli yönünde şeklinden dolayı adlandırılmış,özel Kaşık Adası yer alır.Heybeliada ikiz tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken öndeki diğer tepe üzerinde,çamlık içerisinde halen öğrenim yapılmayan Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır.Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır.Lokanta ve çay haneler diğer yöndedir.Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile Kaşık Adasına bakan tarafta halk plajı ve Deniz kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur.Tepeleri çevreleyen yollarda,çamların içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahları adayı dolanır.Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylarında da nispeten hareketlidir.Yıl boyunca açık Hakli Palas Oteli 19.yy.ortalarında servis vermektedir.
1995 yılında yenilenmiş ve tüm modern imkanlara kavuşturulmuştur.Takım Adalarının en büyüğü ve meşhuru Büyük Adadır.Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşılabilir.Ancak bir saatte dolaşılan yarım tur daha enteresandır.Halk plajlarından Heybeliada yönündeki Yörük Ali Plajı şahane bir koyda bulunmaktadır.Yanı başndaki Dil burnu mesire alanı ile tercih edilen güzel bir yerdir.İskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır.Buralardakı koylar teknelerin ziyaret yerleridir.Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19 yy. eski oteli,belki dünyadaki en büyük ahşap yapı ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmayı çabalamaktadır.Büyükada iskele civarı lokantaları,çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir.Yaz aylarında servis veren 4 oteli vardır.Güzel evler,bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar Adaları gezenlerde unutulmaz anılar bırakır.Sonrakı sedef adası,sakinlerinin dışında gelenlere,plaj ile açıktır.
Adalar Nüfusu ;19.yuzyıl ortalrından beri artış göstermiştir.1840 yılında nüfusu 1816 iken 1865 yılında
6000’e ulaşmıştır.Adalardaki nüfus,değişik zamanlarda yapılan sayımlara göre şöyledir.
1927 Yılı nüfus 11.691
1950 15.405
1960 19.834
1970 17.600
1980 18.232
Adalar,özellikle yazları yoğun bir iç turizm hareketine sahne
Olmakta,bu nedenle de nüfus yaz mevsiminde önemli artış
göstermektedir.Nüfus yazın,kış mevsimine göre 10 katına
yakın artmakta,hafta sonlarındaki artış,bunu da geçmektedir.Evler,daha çok yazlık ( ikinci ev ) olarak kullanılmaktadır.yerleşik nüfusun bir bölümü İstanbul’da çalışmakta ve vapurla günü birliğine kente gidip gelmektedir.
ADALARDA YEME – İÇME KÜLTÜRÜ
ADALAR yüzyıllardan bu yana barındırdığı farklı kültür çeşitliği sebebiyle çok renkli bir yemek ve yaşam kültürüne de sahip olmuştur. Eski adıyla “ Cin Adaları “nın en önemli özelliği karadan kopuk bir sayfiye merkezi olmalarıdır.Bu sebeple İstanbul’a yarım saat uzaklıkta doğa ile bütünleşik,çok keyifli bir kültür ve dinlenme merkezi olarak konumlandırılmaktadır.Adalarda yaşayan halk topluluklarına baktığımızda; Büyükada yoğunlukta Rumların ağırlığı,Kınalıada’da Ermeni ağırlığı,Heybeliada ise Rum ve Türk halklarının bir arada yoğun olarak yaşadığını görürüz.Bu nedenle eski adıyla “Halky” olarak bilinen Heybeliada kültürü Rum-Türk Karışımı bir yapıdan oluşmuştur. Bu iki renkli kültürü adadaki yaşamın her alanında görmek mümkündür.Adanın en önemli geleneklerinden birisi mehtaplı gecelerde ada halkının yaygın bir eğlence kültürü olan faytonlarla yaptığı sazlı – sözlü,rakılı – mezeli sefalardır.Bu sefalarda faytonlarla adanın etrafında sabaha kadar eğlenceli turlar atılır,rakılar içilerek faytonlararası yemekler ikram edilirdi.Bu eğlence sabaha kadar devam ederdi.Bunun yanı sıra Adalı Rumların en önemli bayram Paskalya sırasında hazırladıkları sakızlı Paskalya çörekleri,lokum ve kahve keyifleri ve ev yapımı değişik likörler çok ünlüdür.Bu gelenel yıllarca adada yaşatılmış,ne yazık ki Rumların adadan ayrılmasıyla artık unutulmaya yüz tutmuştur.Bunun yanısıra adadaki balık-rakı masaları yıllarca unutulmaz sohbetlere gebe olmuştur.Adanın mehtabının güzelliği şarkıları yansıtmış ve “Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık” şarkısı halen dillerde dolaşmaktadır.
ÖNEMLİ YAPILARDAN ÖRNEKLER:
BÜYÜKADA ; Kaymakamlıkbiansı ( Hacapulos Köşkü ),Rum Yetimhanesi ( Prinkipo Palas),
Anadolu Kulübü binası,İkiz yapılar ( Castelli Evleri ),Splendit Oteli,Güntekin Köşkü,Con Paşa Köşkü
( John Avrimidis’in evi ),aya Yorgi Manastırı,Agopyan Köşkü ( Çankaya Oteli ).
HEYBLİADA ; Deniz Lisesi, Hakli Palas Oteli, Özel Rum Erkek Lisesi, Ruhban Okulu, Gürpınar Köşkü, İnönü evi ( Mavromatis köşkü ),Ahmet Rasim Evi.
BURGAZADASI ; Sait Faik Abasıyanık Müzesi, Güvenç Evi ( Öğretmen evi ).
KINALIADA ; Taşçıyan Yalısı, Nedüryan evi.
Heybeliada…
Heybeliada, İstanbul’un Büyükada’dan sonra en büyük adasıdır. Adaya Heybeliada denilmesinin sebebi, uzaktan bakıldığında adanın yere bırakılmış bir heybeye benzemesidir. İstanbul’un en çok rağbet gören sayfiye yerlerinden biridir. Sadece doğasıyla, temiz havası ve güzellikleriyle değil, Bahriyesi, Sanatoryumu, Ruhban (Papaz) Okulu gibi kurumlarıyla da ünlüdür. Bugün, adanın nüfusu 7 bin civarındadır. Ancak yaz mevsimlerinde bu nüfus birkaç kat artmaktadır. Yazları günübirlik gelen ziyaretçiler de eklendiğinde, Adanın yaz nüfusunun 50 bini aştığı düşünülebilir. Diğer adalara olduğu gibi Heybeliada’ya da vapur seferleri 19. Yüzyıl ortalarında yapılmaya başlanmıştır. Zengin Rumlar’ın yaşadığı adada, Bahriye’nin de bulunması nedeniyle önemli miktarda Türk nüfus da yaşamıştır. Adanın nüfusu, 1820’de 800 olarak tespit edilmiş iken vapur seferlerinin başlamasından sonra 2000’e çıkmıştır. Kurtuluş savaşı ve mübadele sırasında diğer adalar gibi sakinleşen Heybeliada, 1950’li yıllarda yeniden canlılığını kazanmaya başlamıştır. Adanın eni 2700 metre, boyu 1200 metredir. 4 tepeden oluşan Heybeliada, İstanbul adalarının orta yerinde bulunmaktadır. En yüksek tepe Değirmentepe’dir (136 metre). Diğer tepeler, Taşocağı Tepesi, Makarios Tepesi ve Ümit Tepesi’dir. Eski adı Papaz Tepesi olan bu tepe 85 metre yüksekliğinde olup üzerinde Papaz Okulu bulunmaktadır. Adada 4 de liman vardır. Güzel bir koyda bulunan Çam Limanı ile Bahriye Limanı bunların en önemlileridir. Adanın önemli yapıları, Bahriye Okulu, Aye Ofemya Ayazması, Türkiye’nin ilk sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu (Kuruluş: 1924), Heybeliada’nın ünlü sakinlerinden olan Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi, Abbas Halim Paşa Köşkü, Papaz Okulu, diğer dini yapılar ve resmi binalardır.Adadaki, birine “Büyük Tur”, diğerine “Küçük Tur” denilen iki tur yolunda, yaz mevsimlerinde eşek ve arabalarla turlar yapılır. Küçük Tur’a, Aşıklar Turu da denmektedir. Heybeliada da, İstanbul’un diğer adaları gibi, motorlu araçtan arındırılmıştır.Evliya Çelebi, Heybeliada’da bir Bostancıbaşı ile birkaç Subaşı askerinin bulunduğunu, adanın gelirinin Kaptan Paşa’ya verildiğini kaydeder. İstanbul’u en çok yazan ediplerimizden Ahmed Rasim, Heybeliada’da medfundur. Ancak Heybeliada ile ilgili bir eseri bulunmamaktadır. Ahmet Rasim’in yeğeni Yesari Asım’ın “Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık” şarkısı, Heybeli’deki bir çok şeyden daha ünlüdür. Aziz Nesin, Zeyyat Selimoğlu gibi yazarlar da eserlerinde Heybeliada’dan çokça sözetmişlerdir.